Index


Elin Araçları,
Soyu Tükenen Çizim Enstrümanları

Paper-Fortune 
1:1@1
Canlı Kartografya, Yerin Transkriptleri
Lines of/for/among/around 
architecture

Drawing Atlas
on Atlas
Spirited Beyond: Speculative Perspectival Distortions & Embodied Investigations 
Bio-materials & Composites 
Crafting 3D Printing
Kağıt-Oluşlar l Paper-Beings
Topographical Narratives
Kite/Uçurtma
Fairytale
Marble Labyrinth
Other Technicalities
Who is there? Second life of lines
Snapology
New Year’s Lantern
Imaginary Landscapes
Geometric Stitching
No More No Less
Tacit Dimension of A Painting
Kinetic Constructions
3D Woven Paper Structures
/O-Knitting

Bilinmeyen İstikametler
Bürosu: Boğaz(içi)

Müsvedde
Bedeni Dokumak/Mimari Tekstiller
Basic Design Studio I-II
1:1@1 Venice/Carapace
Lines of Action
Architectural Drawing
Studio I-II

Hybrid Drawing
Assos Kazısı
Ruins and Phantoms at Assos
a Paper Museum
Soft Alphabet

Yaprak
Çizgiyi Kentte Yürüyüşe
Çıkarmak: Boğaz(İçi)
Günlükleri
Düşsel Atlaslar: Constant/Calvino Çizgiyi Çekmek ya da
Elin Manifestosu
Kıtanın Başkentleri:
Paris, Berlin
Paris’in Psikocoğrafyası:
Çıplak Kent

Tipsizlik üzerine Tayfun Gülnar’ın Mimari
Alemi

Dada Kılavuz
Cehennem Mimarlığı Gordon Matta Clark, Çizgi, 
Kırık, Kesik, Dikiz, Dizi

İçe Bakış/Deniz Bilgin
Bir Anlık Sessizlik üzerine
e-skop yazıları
Nadire Kabinesi
Muhafaza/Mimarlık
Mario Carpo ile söyleşi
Uçmak üzerine
Halil Edhem/Müzecilik
Yazıları

Boş Ev
İllustrasyon




Information
Twitter
Instagram
Estetiğin Huzursuzluğu, Tipsizlik Üzerine

Poster Bildiri
Mimarlıkta Estetik Olgusu-Güncel Açılımlar
Ders Yürütücüsü: Prof. Dr. Ayşe Şentürer 
İTÜ FBE, MTS Doktora Programı
2012-2013 Bahar Yarıyılı
Taşkışla

 
Estetik ben’i inşa eden öznel bir temsil kipi midir?
Ya da,  ben’in nesnesinin ortak olana dair temsili midir?


Tasarımın görünürlüğü ve anlaşılırlığına ilişkin genel bir rejimi ifade eden “estetik” kavramı, kendi de bu rejimin biçimlerine ait olan, yorumlayıcı ve tanımlayıcı bir söylem kipine işaret eder. Kökeninde, öznellik ve nesnellik arasında gidip gelen ortak değerlerle kavranabilen, anlamlandırılan ve yorumlanan bir olguyu tanımlar ve tam da bu tanımlama görevinden dolayı suçlanır. Çünkü, estetik söylem, seyreden özne ile nesne arasındaki saf karşılaşmayı ortadan kaldırır. Ancak günümüzün anti-estetik söylemi, eski suçlamayı tersine çevirir ve bu kez estetiği toplumsal ayrım yaratmadığı için suçlar. Bu çağdaş söyleme göre, artık estetik, sanatın yüceliklerini ve sıradan hayatın imgelerini bir araya getirerek, eski ayrımı ortadan kaldırır. Dolayısıyla estetik, farklı sınıfların farklı beğenileri ve duyuları olmasını savunan bir toplumsal düzeni tehdit eden, huzursuzluk yaratan bir öğeye dönüşür ve böylece, sanattaki yasa koyucu insan doğası ile, herkesin hiyerarşik olarak durması gerektiği yeri ve beğenileri belirleyen toplumsal doğayı birbirine bağlayan düzeni yok eder. “Yeni düzensizliğin düşüncesi” olan estetiğin yarattığı rahatsızlık, yeni bir hayat formu oluşturmak isteyen,  özgürleşme vaat eden, kendi içinde bir politika taşıyan
estetiğin rahatsızlığı olarak okunabilir: Huzursuzluk, beğenilmeme ve hoşnutsuzluk.

Estetik deneyimin öznesi varlık, özü olan ‘ben’ ve ben’in temsili, formu olan “beden” arasındaki mesafe iki farklı pozisyonu ortaya çıkarır: Onayan[dışsal bilgiye yakın] ve eleştirel/otantik olan[içten gelen]. Ve ben; kendi temsilini tasarlama ve kontrol edebilme erk’lerini keşfettiği andan itibaren bedene sahip olur/olamaz. Ya özünü bedene ya da bedenini özüne uydurur. İçten gelen dürtü [otantik olma, içsel kavrayış, anlama, ait olma duygusu, benimseme ve anlamlandırma, algılama, özgürlük, mesafe koyma] ile dıştan gelen bilgi [ortak beğeni, çevresel değerler, evrenselsel geçerlilik ve yasalar, ölçütler,
yapma tarzları, ampirik zevk, seyreden öznenin arzuları ve düşünceleri, itaat ] arasındaki çekişme, gerilimli ilişki kendini bedende, kabukta, deride bulur.  Algılanan nesne[beden] ile algılayan özne[ben] dışsal bilgiye yakın pozisyon alıp beden
üzerinde uzlaşırsa [consensus] zaman ve mekânda mevcut olma biçimi olarak form standart olana yaklaşır. Ben’i kendisi yapan niteliklerden sıyrılır. Ben’in temsili, çoğunluk içerisinde erir. Ben, estetize edilir; bir ‘aura’ yaratma sorununa indirgenir. Kusursuza ulaşmaya çalışır. Stereotipleşir.  Seyreden öznenin/gözün arzu ve düşüncelerine yabancılaşırsa dışsal bilgiye mesafe koyar, uzlaşmaz [dissensuel]; kendi üzerine kapanır, ulaşılamaz bir konumu vardır. Bütün ilişkileri askıya alır, özdeşsizdir, edilgenlik duygularını taşır; uzlaşmazlık pratiğinin ürettiği eleştiridir.

Bu bildiride, tipleşme  yaratıcılığa engel olarak ele alanır. Tip[siz] olana ise yaratıcılık atfedilir.  Tip[siz], direngen bir formdur.
ÖTEKİdir. Beden, tasarımcının serbest gücüne ve üretime içkinliğe teslim olur. Temsiliyet kurallarından ve algısal kodlardan kopar. Ben’in temsili güçlü bir ben’dir, kendine anlam atfeder. Temsil edilen ile temsil arasında beden; “ontik bir bütünlük” kurar.  Ortak dili, temsili, beğeniyi ise bozar. Önceden tanımlanmış imgeyi geçersiz kılar. Bu pozisyon alma, yaratıcı süreçlere kapı açan bir potansiyel aralık olarak yorumlanabilir: değiş-tokuş, sınır ihlalleri ve yer değiştirmeler.


29 Mayıs 2013