Index


Elin Araçları,
Soyu Tükenen Çizim Enstrümanları

Paper-Fortune 
1:1@1
Canlı Kartografya, Yerin Transkriptleri
Lines of/for/among/around 
architecture

Drawing Atlas
on Atlas
Spirited Beyond: Speculative Perspectival Distortions & Embodied Investigations 
Bio-materials & Composites 
Crafting 3D Printing
Kağıt-Oluşlar l Paper-Beings
Topographical Narratives
Kite/Uçurtma
Fairytale
Marble Labyrinth
Other Technicalities
Who is there? Second life of lines
Snapology
New Year’s Lantern
Imaginary Landscapes
Geometric Stitching
No More No Less
Tacit Dimension of A Painting
Kinetic Constructions
3D Woven Paper Structures
/O-Knitting

Bilinmeyen İstikametler
Bürosu: Boğaz(içi)

Müsvedde
Bedeni Dokumak/Mimari Tekstiller
Basic Design Studio I-II
1:1@1 Venice/Carapace
Lines of Action
Architectural Drawing
Studio I-II

Hybrid Drawing
Assos Kazısı
Ruins and Phantoms at Assos
a Paper Museum
Soft Alphabet

Yaprak
Çizgiyi Kentte Yürüyüşe
Çıkarmak: Boğaz(İçi)
Günlükleri
Düşsel Atlaslar: Constant/Calvino Çizgiyi Çekmek ya da
Elin Manifestosu
Kıtanın Başkentleri:
Paris, Berlin
Paris’in Psikocoğrafyası:
Çıplak Kent

Tipsizlik üzerine Tayfun Gülnar’ın Mimari
Alemi

Dada Kılavuz
Cehennem Mimarlığı Gordon Matta Clark, Çizgi, 
Kırık, Kesik, Dikiz, Dizi

İçe Bakış/Deniz Bilgin
Bir Anlık Sessizlik üzerine
e-skop yazıları
Nadire Kabinesi
Muhafaza/Mimarlık
Mario Carpo ile söyleşi
Uçmak üzerine
Halil Edhem/Müzecilik
Yazıları

Boş Ev
İllustrasyon




Information
Twitter
Instagram
Müsvedde/Metni Kurmak

Seminer ve Atölye
2019-2020 Güz Yarıyılı
İTÜ Mimari Tasarım Yüksek Lisans Programı
Tez Semineri
Ders Yürütücüleri: Hülya Arı, İpek Avanoğlu
10 Eylül 2019




Katılımcılar Ayşe Tuğçe Pınar. Duygu Kısacık. Gizem Nur Şan. Hakan İlikoba. Erman Tercan.Hande Çalışkan. Onur Salangel. Seda Nur Albayrak



Müsvedde
(Seved. den) Temize çekilmek üzere yazılmış şey.
İlk yazılan.
Acele ile temiz yazılmayan yazı.
İlk nüsha, karalama.
Taslak. (Arapça)


Necmi Zeka’nın “Ece Ayhan’ın Melanet Tiyatrosu, Ece Çocuk Vartasını Benjamin ile Okumak”
(Kitap-lık Dergisi, Sayı: 160, Mayıs 2012)
makalesinden uzun bir alıntı:

Ece Ayhan’la bir süre aynı evi paylaşan bir dostunun şöyle bir şikayette bulunduğunu hatırlıyorum: “
Adam eline ne geçirirse, çize çize okuyor. Sayfa kenarlarına durmadan bir şeyler karalıyor;
mahvediyor kitapları.” Bu “kötü” alışkanlık, Ece Ayhan’ın bilgiyi fazla ciddiye alan,
bitmek bilmez öğrenme iştahına ya da herkesle, her şeyle cebelleşme inadına bağlanabilir.
Ama aynı zamanda çocukların kitapları karalama davranışını da andırır.
Walter Benjamin “Eski Unutulmuş Çocuk Kitapları” yazısında şöyle diyor:
“Kitaplar (özellikle siyah beyaz baskı resimlerle dolu olanları) çocuklara
tamamlanmamışlık hissi verir; içlerindeki sözü uyandırır.” Benjamin’e göre
aslında çocuklar kitapların içine yerleşmek, orada oturmak, onları kendi şiirleriyle
doldurmak ister. (Benjamin’in kullandığı hineindichten fiili, ‘içine şiiri sokmak’ diye de
çevrilebilir.) Ece Ayhan kitapların canına okurken, daha iyi öğrenmeyle sınırlı kalmayan,
çocukça bir davranış sergiliyordu muhtemelen. Kitapların satır aralarına,
sayfa kenarlarına (marjlara) yerleşmeye, şiirini oraya sokmaya çabalıyordu.
Sanırım, başkasına ait bir şeyi düzgün kullanma terbiyesi, o an hiç de umrunda olmuyordu.



atölyeden parçalar



Müsvedde/Metni Kurmak üzerine

Yazma deneyiminde pek önemsemediğimiz ya da çoğunlukla arka planda olan, biraz sır gibi kalan bir konu üzerinde konuşma:  Bir metni kuran katmanlar, satırarası durumlar, alt metin parçacıkları. Bir metni inşa ederken onu başka kılıklara sokmak; katmanlandırmak ve seyreltmek üzerine düşünmek. Dolayısıyla bitmiş bir metni konuşmaktan çok, onu kurarken tekrar tekrar yazma ve okuma hallerini biraz eşelemek, üzerine birlikte düşünsemek.  Tek bir sayfadaki, tek bir metindeki, tek bir paraftaki, hatta tek bir cümle ya da kelimedeki özel bir yoğunluktan bahsetmek. Başka bir deyişle, yaratıcı bir eylem olarak yazmak.

Herkesin yazmakla olan ilişkisi farklı. Bunu biraz açmak, üzerine konusabilmek için akla gelen ilk sorular: Yazmak ve çizmek ile olan ilişkiniz nasıl? Metin-çizim, kelime-çizgi arasında nasıl bir ilişki var? Örneğin, Manlio Brusatin’e göre, yazmak, çizmekten başka birşey değil.  Esasında bu tasarımcılar olarak çizgi ve ortamı üzerinden epey aşina olduğumuz bir konu: Eskiz. “Kalem, mimarlık pratiğinin bilgisayarla tasarıma dayalı dünyasında bir yöntem olarak yavaşlığı çağırıyor. Ellerimiz hareket ederken, düşünmeye ve hareketlerimizi gözlemlemeye zaman açıyor. Nefes alıyoruz. Karar verme aralığımız genişliyor. Bilgisayar ekranı bütünü görmek ve anlamak için çok bölümlü ve dar. Yapılan her değişiklik bir öncekini silerek gerçekleşiyor ve yeni olanın çok temiz olma gibi bir problemi var. Çizimin yani düşüncenin gelişimini görmeye imkân vermiyor. Halbuki, el ile söyleme tüm silgi izleri ve katmanlılığı ile kendi içinde bu süreci barındırıyor.” Fikirler nasıl, ne zaman doğarlar? Yazmaya ya da çizmeye nasıl başlıyoruz? Müsvedde bu sorunun cevaplarından biri. 

Müsvedde, zamansal ve mekansal bir genişlemeye, görünür olandan çok görünmez olana referans veriyor. Bir metni ortaya çıkarmanın süreci ile, akışı ile ilgileniyor. Martin Heidegger’e göre, dil, varlığın evi ve dile getirebildiğimiz ölçüde düşünüyoruz. İfade edemiyorsak aslında düşünmüyoruz. Dolayısıyla, yazarken dile hakim olmamız gerekiyor. Tıpki çizerken olmamız gerektiği gibi. Dili kullanma, dile hakim olma ise üzerinde çalışarak elde edilebiliyor. Çalışma ile çok ciddi mesafeler alınabiliyor. Bu açıdan yazarların müsveddeleri epey ilginç birer örnek teşkil ediyor. Pek çok yazar aynı sayfa üzerinde defalarca çalışıyor:  Lev Tolstoy, Umberto Eco, Jorge Luis Borges, Dante Alighieri, James Joyce vd.  Edgar Allen Poe’nun müsveddeleri kargacık burgacık yazılarla, çizgilerle, oklarla dolu. Ernest Hemingway, Silahlara Veda'nın son bölümünü otuz dokuz kere yazmış. Tolstoy, Savaş ve Barış’ı yedi kere yazılmış. Sadece romancılar böyle çalışmıyor elbette.


Müsvedde
> Başlangıç Sorunu; Cümleler zihnimize elbette hazır olarak düşmüyor. Fikirler nasıl, ne zaman doğarlar?
> Görünmezlik/Italo Calvino; Uzamda ve zamanda birbirinden uzak noktaları birleştirme,  zamansal ve mekansal bir genişleme
> Yavaşlık/Milan Kundera;  Tekniğin yavaşlığı ile zihinsel bir çeviklik ve hız
> Keyif almak; Yoğunlaşmak, zaman ayırmak,  kendimizden etkilenmek ve kendimizi aşmak için bir fırsat
> Kıskançlık;  Dili kullanma biçimini, metin kurgusunu, konuyu ele alışını vb beğendiği bir ilham perisi, yazar/teorisyen/mimar
> ... gibi yazmak; başka metinleri, üslupları taklit etmek
; Ancak kopyalamak ve(ya) aynen aktarmak değil, zihnin gerisinde biri/birşey ile uğraşmak
> Metinlerarasılık/Roland Barthes, Umberto Eco, Jorge Luis Borges;  Metinlerin her daim diyalog halinde olması. Açık yapıt, başka seslere gönderme yaparak, onlardan fikirler, parçalar ödünç alarak, kendinden önceki mirası özgürce kullanarak onu yeni bağlamlarda anlamlandırma.
> Başkalarının Sesi; başkalarının yazdıkları, öncüller, gelenek ve miras da bir katman olarak metne eklemlenebiliyor. Bir takım listeler ve kaynaklar.  bütün dünyayı kapsama arzusu izlenimi veren tehlikeli bir genişlik ve zenginlik. Esasında 20. yy. gelişip kavramsallaştırılan bir durum kendine öncüler icat ederek bir gelenek yaratma, daha ansiklopedik bir tutum? Aynı zamanda da bir teknikler ve üsluplar müzesi.
> Merkezi Belirmek;  Merkez belirsizliğinde; kendine herşeyi anlatmak, kapsamak gibi imkansız bir  hedef belirleyip onu gerçekleştirmeye çalışmak. Aslında bu büyük anlatılar dönemi, 80’ler ile sona erdi. Dünyaya anlam veren ideolojiler, büyük anlatılar eski gücünü yitirdi. Kimlik denen şeyin kurmaca tarafının keşfedildiği ve vurgulandığı, sabit bir kimliğin bir özün imkansızlığının verdiği özgürlük ve yaratıcılık hissini öne çıkaran yorumlama biçimi ile çok alakalı.
> Karalama; 
Bir imge, bir hayal, bir resim düşünmeden elin kendiliğinden yaptığı şey. … kafası metnin bir noktasına, bir cümlesine takılmıştır. O sorunu çözemedikçe, o cümleyi yazamadıkça sinirlenen sabırsız el, hareket etmek ister ve kendiliğinden bir şey çiziverir. Kimi zaman da yazıverir.  Bir tür hyper text oluşturuyor. Karalamalar, birşeyin resimsel karşılığı değil.
> Çizgi aracılığıyla okumak/yazmak/sökmek; Altında yatanı kurcalamak ve kendi dünyamıza katmak, yeniden anlamlandırmak. Bir seyreltme yöntemi. Benzer dili konuşur hale gelmek, kişiselleştirmek.  Hayal edilen şeyi bir katman olarak eklemek.  
Zihnimizin içi gibi biraz.
> Notlar ve fikirler ormanın içinden metne… “karalamaya başladığım şeyin, istifin yavaş yavaş bir düzeni olur.”
> Metne Girmeyen Parçalar
> Hafiflik/ Jorge Luis Borges, Milan Kundera; belirsizlik ve şansı bırakılmışlık değil kesinlik ve belirginlik.  Dili hafifleştirme, böylece anlamlar adeta ağırlıksız bir sözel örgü üzerinden aktarılmış, sonunda dille aynı seyretilmiş yapıya kavuşmuş olurlar. Burada katmanları elemekten de bahsediyoruz. Çıkarmalar, yeniden ve yeniden yazmalar, yeniden ifadelendirmek. Bazen de geleneğin ağırlığından, yükünden kurtulmak.
>“herkese bir usta lazım”, Metni bir ustaya/arkadaşa göstermek; tartışmak